Derneğe Sıkça Sorulan Sorular ve Cevapları

Soru: Kök hücre bağışlayan kişinin sağlığında bir sorun oluyor mu? 

Soran: Ali Mor

 

Yanıt: Günümüzde akraba olan ve olmayan hastalara kemik iliği veya kök hücre bağışlayan sağlıklı kişilerin sayısı 100 000’leri geçmiştir. Bağış sırasında oluşabilecek ve kişiye kalıcı zarar vermeyecek ciddi olmayan sorunlar ortaya çıkabilir. Örneğin iğne giriş yerinde ağrı, iltihaplanma, kök hücre toplama işlemi sırasında uyuşma hissi vb. Bu belirti ve bulgular genellikle halledilebilecek sorunlar olup sonuçta elde edilen yarar bir hastanın sağlığına kavuşması gibi ulvi bir amaca hizmet edeceği için bağışlayan bireye de ruhsal tatmin sağlar. Bu konudaki ek bilgileri www.kokhucrebagisla.com web sayfasından rahatlıkla ulaşabilirsiniz.

 

Yanıtlayan: Prof. Dr. Meral Beksaç

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi – Hematoloji Bilim Dalı

 

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Soru: 76-77 yaşında lenfoma olan bir kişiye de kök hücre nakli yapılabilir mi? Yaş sınırlaması var mı?

Soran: Ali Mor

Yanıt: Burada sorulmak istenen kişinin kendinden kendine yapılan kök hücre nakli ise hem evet hem hayır diye yanıtlandırılabilir. Zira genelde bir kural olmamakla birlikte 65 yaş (en fazla 70 yaş)bu tedavi için üst sınırı oluşturmaktadır. Bazı özel durumlarda hastanın bünyesinin kuvvetli olması durumunda ilaç doz ayarlaması ile 75 yaşına kadar çıkılabilir.

 

Yanıtlayan: Prof. Dr. Meral Beksaç

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi – Hematoloji Bilim Dalı

 

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Soru: Böbrek yetmezliğinde kök hücre naklinde problem olur mu?

Soran: Şenay Haser

Yanıt: Hastanın ileri derece böbrek hastası olması durumunda kök hücre nakli için verilecek ilaçların dozları ayarlanarak nakil gerçekleştirilebilir. Hatta hemodiyaliz hastalarında bile bu uygulama yapılabilmektedir. Ancak böbrek yetmezliği, kök hücre nakli desteğinde yüksek doz kemoterapinin yan etkilerinin arttıran bir hastalıktır. Hasta ve yakınları ile tedavinin yarar ve tehlikeleri görüşülmelidir.

 

Yanıtlayan: Prof. Dr. Meral Beksaç

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi – Hematoloji Bilim Dalı

 

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Soru: Çoğu doktor bitkisel ilaçlara karşı olduğundan hastasına önermiyor. Eğer bitkisel ürünler doğru zamanda doğru yerde organik olarak toplanmışsa-alınmışsa kullanılabilir mi? Mahsurları nelerdir?

Soran: Yaşar Özçelik

Yanıt: Günümüzde bitkisel ürünlerin çeşitli hastalıkların tedavisinde bilinçli-bilinçsiz kullanımı çok yaygındır. Çeşitli medya haberleri, bu ürünleri pazarlayanların yapmış oldukları etkileyici reklamlar ve bu ürünleri kullanan kişilerin tavsiyeleri nedeniyle birçok kişi tereddütsüz ve korkusuz olarak bu çeşit ürünleri tüketmektedir. Evet! bu ürünleri pazarlayanların söyledikleri içinde doğru olan kısımlar da mevcut. Örneğin günümüzde firmalar tarafından üretilen ilaçların temel kaynağı bitkilerdir. Bu doğru bir ifadedir ancak geniş çaplı irdelenecek olursa bu ifade kısmen doğrudur.Bir ürünün ilaç olabilmesi için içinde bir veya birkaç aktif madde bulunmalı ve bu aktif madde veya maddelerin miktarları belli olmalı yani biliniyor olmalıdır. Ayrıca tedavide kullanılmadan yani piyasaya çıkmadan önce bu ürünler üzerinde her türlü bilimsel araştırma gerçekleştirilmiş olmalı ve yan tesirleri tam olarak gösterilmiş olmalıdır. Oysaki gıda takviyesi adı altında kutular içerisinde pazarlanan ürünler veya aktarlarda bitki yaprağı, kökü vb şeklinde satılan ürünlerle ilgili gerçekleştirilmiş geniş çaplı bilimsel çalışmalar mevcut değildir. Tam olarak etkileri ortaya konmamıştır. Kullanan kişide herhangi bir hastalığı düzeltirken vücudun diğer sistemlerinde ne gibi bozukluklara yol açabileceği bilinmemektedir. Yani, bitkisel ürünler doğru yerde organik olarak toplanmış-alınmış olsa da zararlı olmayacak diye bir şey yoktur. Doktorların bitkisel ürünlerin kullanımında çekincelerinin olmasının en başta gelen nedeni bu ürünler ile başka bir hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçların etkileşme gösterebilmesi ve bunun sonucunda tedavi amacıyla verilen ilaç veya ilaçların etkilerinin azalması ya da aşırı artması sonucu toksik etkilere sebep olma ihtimalidir. Bu nedenle üzerinde yeterince bilimsel araştırma yapılmamış maddelerin kullanımından kaçınmak, gerekli durumlarda hekiminizle iletişime geçmek sağlığınız için daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

Yanıtlayan: Dr. Tolga Reşat Aydos

BUTF Tıbbi Farmakoloji ABD

 

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Soru: Yurt dışında test edilen ve Türkiye’ye gelen ilaçlar hemen kullanılmakta mıdır? İlaçların test sürelerini nasıl öğrenebiliriz?

Soran: Yaşar Özçelik

Yanıt: Yurt dışında gerekli araştırma evrelerini tamamlamış ve yerel sağlık otoritesinden onay (ruhsat) almış bir ilacın ülkemizde eczanelerde satılabilmesi için üretici firmanın yeniden T.C. Sağlık Bakanlığına ruhsat almak üzere dosya hazırlayarak başvuru yapması gereklidir. Diğer ülkelerde ruhsatlanmış olması bu ilacın Türkiye’de doğrudan satılabilmesi anlamına gelmez.

Ancak bazı istisnalar vardır. Kanser tedavisinde kullanılan bazı ilaçlarda olduğu gibi Türkiye’de ruhsatlandırılmamış ve satışı olmayan bazı özellikli ilaçlar doktor tarafından gerekli görülmesi durumunda önce Sağlık Bakanlığından alınacak bir izin belgesini takiben Türk Eczacıları Birliği’nin İthal İlaç Birimine başvurularak bu birim aracılığı ile yurt dışından getirtilerek hastaya uygulanabilir. Ancak bu durum istisna bir durumdur.

Yanıtlayan: Dr. Tolga Reşat Aydos

BUTF Tıbbi Farmakoloji ABD

 

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Soru: Beslenme anlatılırken bal zararlıdır diye algıladım. Organik bal zararlı mıdır? 

Soran: Z. Asu Aversano

 

Yanıt: Tüm yiyecekler gibi bal da miktarına dikkat edilerek tüketilirse zararlı değildir. Bal ve benzeri reçel, pekmez gibi basit karbonhidratların tüketimindeki çekincemiz, eğer kilonuz fazla ise kilonuzu daha da arttırmaya neden olabilmesidir. Ağırlığınızın yaşınıza ve boyunuza göre fazla olması da, ikincil bir kanser riskini ya da nüks riskini arttırabilir. Ayrıca şeker hastalığınız varsa, bu tür yiyecekler şekerinizin hızla yükselip hızla düşmesine veya kolesterolünüz yüksek ise daha da yükselmesine neden olabilir. Bu nedenle şekeriniz kontrol altında değilse ve/veya kolesterolünüz yüksek ise, tüketim miktarını kısıtlamak ya da hiç tüketmemek faydalı olacaktır. Eğer kilonuz normal, kolesterol ve şeker gibi bir rahatsızlığınız yok ise, günlük almanız gereken enerji miktarının %10’unu geçmeyecek şekilde (yaklaşık 3-4 yemek kaşığı) tüketebilirsiniz. Aynı durum organik bal için de geçerlidir. Çünkü organik balın da içerik olarak normal baldan bir farkı yoktur. Sadece elde edilme koşulları açısından bazı standartlara sahiptir. Tüm bunların dışında iştahsızlık, ağırlık kaybı vb. durumlar mevcut ise ve hasta daha çok bu yiyecekleri tüketmeyi tercih ediyorsa, bu noktada da kısıtlama yapmak doğru olmayabilir. Hastanın günlük aldığı enerjiyi arttırmak için 3-4 yemek kaşığı olan miktar arttırılabilir. Yani bu miktarlar belirlenirken hastanın durumu ayrıntılı şekilde değerlendirildikten sonra öneride bulunmak daha doğru olacaktır.

 

Yanıtlayan: Uzm. Diyetisyen Aylin Çerçi 

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Hastanesi 

 

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

 

Soru: Hem böbrek yetmezliği olan, hem kemoterapi alan bir hasta nasıl beslenmeli? 

Soran: Şenay Haser

 

Yanıt: Beslenme önerilerinde bulunurken kronik hastalığı olmayan bireylerde dahi genelleme yapmak doğru değildir. Bireysel farklılıklar mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Örneğin bahsettiğiniz durumdaki bir hastayı değerlendirirken; hastanın o anki kilosu, ideal kilosuna göre durumu, kan bulguları, diyaliz durumunun varlığı (hemodiyaliz, periton diyalizi), uygulanan kemoterapi protokolü gibi birçok faktör belirleyici olabilir. Hastanın diyetinde alması gereken protein miktarı tüm bu değişkenlere bağlı olarak değişiklik gösterecektir. Ancak bu grup hastada ortak nokta potasyum ve fosfor değerlerindeki yükseklik olabilir. Eğer kan potasyum değerleri yüksek ise; sebze ve meyve miktarlarını günlük 2’şer porsiyondan fazla tüketmemelidir. Özellikle yüksek potasyum değerine sahip muz, kavun, avokado, hindistan cevizi gibi meyvelerden, pancar, bakla, enginar, ebegümeci, bürüksel lahanası, karalahana ve ıspanak, pazı vb. koyu yeşil yapraklı sebzelerden uzak kalmalarında fayda vardır. Aynı zamanda sebzelerdeki potasyumu azaltmak adına sebzeler öncelikle haşlanıp, haşlama suyu döküldükten sonra yemeğin iç malzemesi ile karıştırılarak pişirilirse potasyum içeriğinde azalma olacaktır. Bunun tersine kemoterapi alan hastalarda iştahsızlık, bulantı, kusma ve ishal sık karşılaşılan yan etkilerdir ve bu durumlar protein ve özellikle potasyum kaybına neden olur. Bu durumda üstte bahsettiğim kısıtlamaları yapmaya gerek olmayabilir. Bu nedenlerle aktif olarak kemoterapi alan ve aynı zamanda böbrek yetmezliği olan bir hasta günlük olarak yakından değerlendirilmeli, takip edilmeli ve öneriler bu doğrultuda yapılmalıdır.

 

Yanıtlayan: Uzm. Diyetisyen Aylin Çerçi 

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Hastanesi



İletişim Adresi
info@losemilenfomamiyelom.org
  LÖSEMİ LENFOMA MİYELOM HASTALARI VE ARAŞTIRMA EĞİTİM BİRLİĞİ DERNEĞİ
Hoşdere Caddesi No: 198/5 Çankaya Ankara • www.losemilenfomamiyelom.org


28 Mayıs Dünya Kan Kanseri Günü
www.worldbloodcancerday.org

Web Tasarım: AdaNET