Hastalar İçin Genel Bilgiler

Bu klavuzun amacı sizin hastalığınızı anlamanıza yardımcı olmak, tanı ve tedavileriniz hakkında tamamlayıcı bilgi vermektir.

 

Kan nedir ve yapısı nasıldır?

Kan, plazma ve bunun içinde dağılmış bir şekilde bulunan kan hücrelerinden oluşur.

Plazma ise içinde birçok kimyasal maddenin çözündüğü sudan meydana gelir. Bu maddeler;

Proteinler (albümin ve karaciğerde yapılan pıhtılaşmayı sağlayan proteinler gibi)

Hormonlar (tiroid hormonu ve kortizol gibi)

Mineraller (demir ve magnezyum gibi)

Vitaminler (folat ve vitamin B12 gibi)

Elektrolitler (kalsiyum, potasyum, sodyum gibi)

Antikor denilen vücudun ürettiği savunma maddeleri ( poliovirüs antikorları  gibi aşılanmalar neticesinde oluşan antikorlar da dahil olmak üzere)

 

Kemik iliği ve kan hücreleri nelerdir?

Kemik iliği kan hücrelerinin geliştiği süngerimsi bir dokudur. Kemiklerin ortasındaki boşlukları kaplar. Yeni doğanlarda tüm kemikler aktif kemik iliği ile doludur. Erişkinlerde ise omurga, kalça, omuz kemikleri, kaburgalar, göğüs kemikleri ve kafatası aktif kemik iliği içerir.

Kemik iliğinde zamanla olgun kan hücrelerine dönüşen kanın kök hücrelerini üretilir.

Bir kök hücre lenfoid ve myeloid kök hücrelerine dönüşür. Bunlar tüm kan hücrelerinin öncü hücreleridir.

Myeloid kök hücreler şu üç tip olgun kan hücresinden birine dönüşür;

 

  1. Kırmızı kan hücreleri (alyuvarlar- eritrositler): Akciğerlerden oksijeni vücudun tüm hücrelerine taşıyan bir protein olan hemoglobin ile doludurlar. Tüm hücrelerde oluşan karbondioksiti ise  hücrelerden toplayarak akciğerelere taşır ve karbondioksit nefesle dışarı atılır.

  2. Trombositler (kan pulcukları): Bunlar vücudun hasarlanan herhangi bir bölgesinde kanamanın durmasına yani pıhtılaşmaya yardım eden küçük hücrelerdir.

  3. Beyaz kan hücreleri (akyuvarlar- lökositler): Bunlar da 3 gruba ayrılır;

    1. Granülositler (nötrofil, bazofil, eozinofil),
    2. Monositler  
    3. Lenfositler

Bunlardan nötrofiller ve monositler, fagositler olarak da adlandırılan, yabancı hücreleri içine alarak yok eden beyaz kan hücreleridir. Bakteri veya mantarları da aynı şekilde yok edebilirler. Alyuvarların ve kan pulcuklarının aksine monositler kandan ayrılıp dokulara girerler, orayı işgal eden organizmalara saldırır ve infeksiyonlarla mücadeleye yardım ederler. Eozinofil ve bazofiller ise vücuda alerjik etki yapan maddelere ve parazitlere karşı reaksiyonlarda görev alan beyaz kan hücreleridir.

Lenfoid kök hücreler ise beyaz kan hücrelerinden lenfositlere dönüşür. Lenfositlerin de öncü hücrelerine blast denir.

Lenfositlerin çoğu lenf bezlerinde, dalakta ve lenf kanallarında bulunurlar, ancak bir kısmı kana geçer. Her biri bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olan üç  tip lenfosit vardır;

  1. B-Lenfositler; İnfeksiyonlarla mücadele eden antikor denilen koruyucu maddeleri üretir.
  2. T-Lenfositler; Antikor oluşturan B-Lenfositlerine yardım ederler.
  3. NK hücreleri (doğal katil hücreler); Kanser hücrelerine ve viruslara saldırırlar.

Özet olarak kemik iliğinde üretilen kan hücreleri kana geçerler ve plazma içinde dağılarak taşınırlar.

 

Lösemi nedir?

Lösemi, kemik iliği ve kanın kanseridir. Kemik iliğinde tüm hücrelerin öncülleri olan kök hücrelerden olgun kan hücrelerinin oluşma aşamasında sorun oluşur. Ortaya çıkan anormal, işlevsiz ve çok hızlı artan bu öncül hücreler hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasına sebep olurlar.

Lösemilerde kontrolsüz olarak üreyen anormal hücrelere lösemi hücreleri denir. Bu hücreler kemik iliğinde, kanda artar ve tüm dokulara yayılabilirler. Hastalığın seyri göz önüne alınarak hızlı ya da yavaş seyirli anlamına gelen akut  veya kronik, hastalığı oluşturan öncül hücrelerin tipine göre de lenfoid veya myeloid lösemiler olarak sınıflandırılır. Genel olarak akut lösemiler çocuklarda ve gençlerde ortaya çıkarken, kronik lösemiler erişkinlerde ve daha ileri yaşlarda görülme eğilimindedirler.

Bu hastalıkların teşhisinin hastalar ve yakınları üzerinde çok fazla olumsuz fiziksel ve duygusal etkileri olmasına rağmen, tedavide kullanılan çok etkili ilaçlarla hastalığın kontrol edilebilirliği ve hatta tedavi edilme şansı giderek artmaktadır.

Başlıca dört lösemi çeşidi vardır; akut lenfoblastik lösemi, akut myeloid lösemi, kronik myeloid lösemi ve kronik lenfositik lösemi.

 

Lenfoma nedir?

Lenfoma lenf dokusunun kanseridir. Lenf sistemi bağışıklık sisteminin bir parçasıdır ve beyaz kan hücrelerinin bir alt grubu olan lenfositler bu sistemin en önemli hücreleridir. Bunlar enfeksiyonlara karşı vücudu koruyan, diğer hastalıklarla savaşan ve hatta tümör hücreleri ile mücadele ederek tümör gelişimini önleyen hücrelerdir. Bu hastalıktaki anormal  hücreler kontrolsüz olarak çoğalır ve normal hücrelere göre daha uzun süre yaşayarak lenf düğümü, dalak, kemik iliği, kan ve diğer organlarda bu hastalığın belirtilerini ortaya çıkarırlar. Bu hücrelere lenfoma hücreleri denir.

Lenfomalar; Hodgkin lenfoma ve Hodgkin dışı lenfoma (non Hodgkin lenfoma) olarak iki büyük gruba ayrılır.

 

Lenf sistemini oluşturan yapılar nelerdir?

  1. Lenf sıvısı: Renksiz su gibi bir sıvı olup tüm lenf sisteminde dolaşır, akyuvarların bir alt grubu olan lenfositleri taşır. 
  2. Lenf damarları: Lenf sıvısını tüm vücuda ileten ince damarcıklardır. 
  3. Lenf bezleri: Vücutta boyun, koltuk altı, göğüs, karın ve kasık bölgelerinde gruplar halinde bulunurlar. Lenf sıvısını filtre eden, çeşitli infeksiyonlarla ve hastalıklarla mücadele eden akyuvarların depolandığı küçük oval veya yuvarlak yapılardır. Lenf damarları ile birbirlerine bağlıdırlar.
  4. Dalak: Lenfositleri yapan, kanı filtre eden kan hücrelerini depolayan mide ile komşu karnın sol tarafında bir organdır. Yaşlanan kan hücrelerini yok etme görevi de vardır. 
  5. Bademcikler: Boğazın arka tarafında bulunan ve lenfosit üreten iki küçük dokudur.
  6. Timus: Lenfositlerin gelişip çoğaldığı organlardandır. İman tahtası denilen göğüs kemiğinin hemen arkasında yerleşmiştir.
  7. Kemik iliği: Büyük ve yassı kemiklerin ortalarında bulunan, kan hücrelerinin üretildiği yumuşak süngerimsi bir dokudur. 
 

Kanser hücreleri vücutta nasıl yayılır?

Kanser hücrelerinin vücutta yayılmasına metastaz denir ve bu üç yolla olur;

  1. Kan yolu ile vücudun tüm dokularına yayılabilir.
  2. Lenf sistemindeki lenf damarları yolu ile diğer dokulara yayılabilir.
  3. Komşuluk yolu ile bitişik dokulara yayılabilir.

Bu şekilde lösemi veya lenfoma hücreleri de herhangi bir organa yayıldıkları zaman o organdaki hücreler de aslında lösemi veya lenfoma hücreleridir. O yüzden örneğin beyine yayıldığı zaman beyin kanseri denmez, onun adı yine lösemi veya lenfomadır.

 

Periferik (çevresel) kan yayması neden yapılır?

Alınan bir damla kan cam üzerinde yayılır ve kurutulur, özel boyalarla boyanır ve mikroskop altında incelenir. Böylece normal kan hücrelerinin çeşitleri, bunların birbirlerine oranları, yaklaşık olarak sayıları, hücrelerin şekillerindeki değişiklikler görülüp kaydedilir ve eğer çevre kanına anormal hücreler de çıkmışsa bu yöntemle saptanabilir.

 

Kemik iliği aspirasyon ve biyopsisi nasıl yapılır?

Leğen kemiği bölgesel (lokal) veya genel anestezi ile uyuşturulur, iliğin alınacağı bölge temizlenir, özel bir iğne ile girilerek enjektör yardımı ile kemik iliği örneği alınır (aspirasyon). Böylelikle hasta ağrı duymaz. Ancak bölgesel anestezi ile yapılmışsa iliğin çekilmesi esnasında vakuma bağlı olarak bir çekilme hissi duyulur.  Biyopside ise özel biyopsi iğnesi yardımıyla girilir ve küçük bir örnek alınır. Kemik iliği aspirasyon ve biyopsi numuneleri hematolog ve patolog tarafından mikroskop altında incelenir. Ayrıca kromozom anormalliklerinin saptanması için aspirasyon örneğinden çeşitli kromozom inceleme testleri istenebilir.

 

Kemik iliği nakli (kök hücre nakli) nedir, nasıl yapılır?

Günümüzde kök hücre nakli değimini kullandığımız kemik iliği nakli, hastaya yüksek doz kemoterapi ve/veya radyoterapi verilerek lösemik hücrelerin tamamen yok edilmesi amacıyla yapılır. Bu sırada normal hücreler de zarar görür. Kemik iliğinin yeniden kan yapabilmesi için kök hücrelere ihtiyaç vardır. Bu kök hücreler, ya  hastanın kendisinden tedavi öncesi özel işlemlerle toplanır (otolog kemik iliği) ve dondurularak saklanır ya da doku uyumlu (HLA uygun) kardeşten veya akraba dışı vericilerden elde edilir (allojenik kemik iliği). Kök hücreler anestezi yardımıyla leğen kemiğinden toplanabildiği gibi, önce ilaçlar yardımıyla kemik iliğinden kana çıkmaları sağlandıktan sonra, aferez adı verilen özel aletler yardımıyla damardan da toplanabilmektedir.

Vericinin kemik iliğinden kök hücre toplama; genel anestezi altında vericinin leğen kemiklerinden bir litre civarında kemik iliği alınır ve alıcıya büyük damarlara yerleştirilen bir kateterden verilir. Vericinin birkaç gün kalça ağrısı olur ve alınan kemik iliğinin yerine birkaç haftada yenisi oluşur. Vericilere bir süre kan yapımı için ağızdan demir içeren ilaçlar verilebilir.

Vericinin kanından kök hücresi toplama; Vericiye dört gün büyüme faktörü denilen ilaçlar verilir ve kan hücre ayıracı denilen alet (aferez aleti) yardımı ile kol damarından kök hücreler toplanır ve ayrılıp torbaya aktarılır. Kalan kan vericiye diğer kolundan geri verilir. Bu işlem 3-4 saat sürer ve yeterli kök hücresi toplanana dek birkaç kere tekrarlanabilir.

Alıcıya kök hücrelerin verilmesi: Önce yaklaşık bir hafta süren yüksek dozda kemoterapi ve/ veya radyoterapi içeren hazırlama rejimleri uygulanır. Amaç hastalığın tamamen ortadan kaldırılmasıdır. Sonrasında daha önce otolog veya allojenik olarak toplanmış olan kök hücreler hastaya damardan verilerek nakil işlemi tamamlanmış olur. Kök hücrelerin verilmesini takiben ortalama dört hafta içinde yeni kök hücreler oluşmaya başlar.

Allojenik ve otolog kök hücre naklinde yüksek doz kemoterapi veya radyoterapi verilebildiği için lösemik hücrelerin tamamen yok edilmesi amaçlanır. Ayrıca allojenik kök hücre naklinde ilaveten vericinin bağışıklık hücrelerinin lösemik hücreleri tanıyarak öldürme etkisi de vardır. Bu etki allojenik kemik iliği naklinin otolog kemik iliği naklinden daha etkili olmasını sağlar. Ancak bu etkinin normal hücreler üzerindeki yan etkileri de daha fazladır. Daha çok cilt ve sindirim sisteminde özellikle bağırsak ve karaciğerde vericinin hücrelerinin alıcının hücreleriyle savaşmasıyla ortaya çıkan GVHD (graft versus host hastalığı) denen önemli hastalık tablosu oluşabilir. Bu ve kök hücre naklinin diğer yan etkileri bir takım tedavilerle kontrol altına alınmaya çalışılırsa da hastanın hayatını tehdit eder boyuttadır ve hatta hasta kaybedilebilir. Bu nedenle allojenik kök hücre nakli her hastaya ilk seçenek olarak önerilmez. Takip edildiği merkezce hastalığının durumu ve risk faktörleri gözönüne alınarak kök hücre nakli yapılması uygun görülen, başka sağlık problemi olmayan ve uygun vericisi olan hastalarda yapılır. Nakil sonrası gelişebilecek önemli yan etkiler nedeniyle hasta yakından izlenir ve bunları önlemeye yönelik tedaviler verilir.

 

Kaynaklar:

Greer j., Foerster j., Rodgers G., Paraskevas F., Glader B., Arber D.A., Means R., Wintrobe’s Clinical Hematology 2009.
Hoffman R., Benz E.J., Shattil S.J., Furie B., Silberstein L.E., McGlave P., Heslop H., Hematology Basic Principles and Practice 2009.

Türk Hematoloji Derneği
www.thd.org.tr

National Cancer Institute
www.cancer.gov

Leukemia & Lymphoma Society
www.lls.org

European LeukemiaNet
www.leukemia-net.org

American Cancer Society
www.cancer.org



İletişim Adresi
info@losemilenfomamiyelom.org
  LÖSEMİ LENFOMA MİYELOM HASTALARI VE ARAŞTIRMA EĞİTİM BİRLİĞİ DERNEĞİ
Hoşdere Caddesi No: 198/5 Çankaya Ankara • www.losemilenfomamiyelom.org


28 Mayıs Dünya Kan Kanseri Günü
www.worldbloodcancerday.org

Web Tasarım: AdaNET